Uyku Felci: “Gecenin İblisini” Anlamak
Uyku felci, toplumda yaygın olarak bilinen adıyla “karabasan”, kişinin uyku ile uyanıklık arasında geçiş yaptığı sırada geçici olarak hareket edememesi veya konuşamamasıyla karakterize edilen bir durumdur. Genellikle uykuya dalarken ya da uyanma sırasında ortaya çıkar ve canlı halüsinasyonlar ya da göğüs üzerinde baskı hissi ile birlikte görülebilir.
Oldukça korkutucu bir deneyim olmasına rağmen, uyku felci genellikle fiziksel olarak zararsızdır. Bununla birlikte, deneyimleyen kişiler için son derece rahatsız edici ve hatta dehşet verici olabilir.
Uyku Felcinin Nedenleri
Uyku felci en sık, rüyaların en yoğun ve canlı yaşandığı uyku evresi olan hızlı göz hareketi (REM) uykusu sırasında ortaya çıkar. REM uykusunda beyin aktifken, vücut rüyaların fiziksel olarak uygulanmasını önlemek amacıyla geçici bir felç durumuna girer.
Ancak kişi, bu felç durumu henüz çözülmeden bilinç kazandığında (ya da beyin aktifken uykuya daldığında), uyanık olmasına rağmen hareket edemediğini ya da konuşamadığını hisseder. Bağırmaya çalışıp ses çıkaramamak bu durumun en yaygın belirtilerindendir. Zihin ile beden arasındaki bu uyumsuzluk, yoğun bir felç hissine yol açar.
Halüsinasyonlar ve Duyusal Deneyimler
Uyku felci sırasında yaşanan halüsinasyonlar son derece gerçekçi algılanabilir. Bu deneyimler çoğu zaman aşağıdaki şekillerde ortaya çıkar:
- Görsel halüsinasyonlar: Odada gölgeler, insan benzeri figürler veya şekiller görmek.
- İşitsel halüsinasyonlar: Ayak sesleri, fısıltılar, konuşmalar ya da uğultu benzeri sesler duymak.
- Dokunsal halüsinasyonlar: Göğüs üzerinde baskı hissi, birinin kişinin üstüne oturduğu ya da boğuluyormuş hissi.
- Varlık hissi: Odada istenmeyen bir varlığın bulunduğunu hissetmek; bu durum yoğun korku ve kaygıya yol açabilir.
Nefes alamama hissi ve göğüs baskısı, kültürlere göre farklı şekillerde yorumlanmıştır. Avrupa folklorundaki “gece cadısı” ya da Japon kültüründeki “kanashibari” gibi doğaüstü anlatıların, uyku felci deneyimlerinden kaynaklandığı düşünülmektedir.
Psikolojik Faktörler ve Tetikleyiciler
Uyku felci yaşama olasılığını artıran bazı faktörler şunlardır:
- Uyku yoksunluğu: Düzensiz ve yetersiz uyku, REM evresinde uyanma olasılığını artırabilir.
- Stres ve anksiyete: Yoğun stres ve duygusal gerginlik uyku düzenini bozarak uyku felcini tetikleyebilir.
- Uyku bozuklukları: Narkolepsi, uykusuzluk veya uyku apnesi gibi durumlar atak sıklığını artırabilir.
- Uyku pozisyonu: Sırt üstü uyumanın, özellikle uyku apnesi olan bireylerde riski artırdığı bildirilmektedir.
- Madde kullanımı: Alkol veya bazı maddeler uyku döngüsünü bozarak uyku felcini tetikleyebilir.
Psikolojik ve Fizyolojik Etkiler
Uyku felci fiziksel olarak zararlı olmasa da, psikolojik açıdan ciddi etkiler yaratabilir:
- Kaygı ve korku: Tekrarlayan ataklar, çaresizlik ve yoğun korku duygularına yol açabilir.
- Uyku bozulması: Atak yaşama korkusu, uyumaktan kaçınmaya ve uykusuzluğa neden olabilir.
- Travma sonrası stres belirtileri: Şiddetli ve tekrarlayan deneyimler PTSD benzeri semptomlar oluşturabilir.
Yönetim ve Tedavi
Uyku felci için özel bir tedavi bulunmamakla birlikte, atakların sıklığını ve şiddetini azaltmaya yardımcı olabilecek yöntemler mevcuttur:
- Uyku hijyenini iyileştirme: Düzenli uyku saatleri, yatmadan önce kafein ve ağır yiyeceklerden kaçınmak.
- Stres yönetimi: Meditasyon, nefes egzersizleri, yoga ve farkındalık çalışmaları.
- Altta yatan durumların tedavisi: Uyku bozukluklarının uzman eşliğinde ele alınması.
- Uyku pozisyonu değişikliği: Yan yatmak bazı bireylerde atakları azaltabilir.
- Eğitim ve bilgilendirme: Uyku felcinin yaygın ve genellikle zararsız olduğunu bilmek kaygıyı azaltır.
Yazar: Klinik Psikolog Ekin Örmeci
Referanslar
Cheyne, J. A. (2003). The function of hallucinations in sleep paralysis: A review of the literature.
Sleep and Hypnosis, 5(2), 61–68.
Ohayon, M. M., & Shapiro, C. M. (2000). Sleep paralysis: Clinical, developmental, and psychosocial aspects.
Sleep, 23(7), 911–918.
Sharpless, B. A., & Barber, J. P. (2011). Sleep paralysis: A brief overview and a case report.
Journal of Clinical Psychology, 67(2), 194–202.